Kürtaj; düşük yapan kadının rahim içinin temizlenmesi için yapılacağı gibi istenmeyen gebeliğe son vermek veya dış gebelik gibi durumlar için de yapılmaktadır. Ülkemizde 1950′ lerden itibaren sağlıksız düşüklerin çok yaygın olarak yapılıyor olması ve bu durumun anne ölümlerindeki büyük payı; sağlık politikalarının değiştirilmesine neden olmuş ve çocuk düşürme, rızaya bağlı veya rızasız çocuk düşürtme belirli cezai yaptırımlara tabi tutulmuştur.Çocuk Düşürtme ve Çocuk Düşürme suçları Türk Ceza Kanunu’ nun Kişilere Karşı Suçlar kısmının beşinci bölümünde yer alan suçlardır.
Çocuk düşürme suçu TCK m.100’de düzenlenmiştir. Kişinin gebeliği şahsi ve özgür iradesiyle sonlandırabileceği yasal süre 10 haftadır. TCK m. 100’e göre gebelik süresinin 10 haftadan fazla olması durumunda gebe kadın çocuğunu bilerek düşürürse 1 yıla kadar hapis cezası veya adli para cezasıyla cezalandırılacağı belirtilmiştir.
İlgili suçta çocuğu düşüren kişi kişi gebe kadın olduğu için suçun faili somut olayda gebe kadındır. Suçun taksirle işlenmesi öngörülmediği için manevi unsuru kasttır.Gebe kadına çocuk düşürmesini sağlayacak veya yarayacak araç tedarik eden veya çocuğunu düşürmesi hususunda onu teşvik veya tahrik eden kimse de iştiraktan cezalandırılabilir.
Çocuk düşürme suçunun takibi şikayete tabi değildir. Görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir.
Kürtaj Çocuk Düşürme ve Çocuk Düşürtme Suçları; Çocuk düşürtme suçu bakımından kanun koyucu suçu oluşturan fiilde gebe kadının rızasının bulunup bulunmaması durumuna göre bir ayrım yapmıştır. Çocuk düşürtme suçu TCK m 99 da düzenlenmiştir. İlgili kanun maddesine göre gebeliğin; kaçıncı haftasında olunduğuna bakılmaksızın gebe kadının rızası dışında sonlandırılması belirli cezai yaptırımlara bağlanmıştır. Buna göre rıza dışında bir kadının çocuğunu düşürten kişi beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak kadının beden veya ruh sağlığı bakımından bir zarara uğramasına neden olmuşsa, kanun koyucu bu durumu cezayı arttırıcı neden saydığı için kişi altı yıldan oniki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır; fiilin kadının ölümüne neden olması halinde, fail onbeş yıldan yirmi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Suçun cezası niteliği gereği ağırlaştığı için görevli mahkeme ise Ağır Ceza Mahkemeleridir.
Nüfus Planlanması Hakkında Kanun’a göre gebe kadın evliyse gebeliğin sonlandırılması için eşinden de rıza alınması gerekmektedir ancak TCK’ ya göre rızasız çocuk düşürtme suçunun işlenebilmesi için gebe kadının rızasının olmaması yeterlidir.İlgili suçun işlenebilmesi için kadının gebe ve ceninin ana rahminde olması gerekmektedir. Suçun manevi unsuru ise kasttır.
Türk hukukumuzdan 1983 yılından itibaren rızaya bağlı çocuk düşürtme belirli yasal sınırlar içerisinde meşrulaştırılmıştır. Buna göre gebeliğin 10. haftasına kadar gebe kadın rızasıyla çocuk düşürtebilir ancak 10. haftadan sonra gebe kadının rızası olsa bile kadın bir suçun mağduru değilse ve tıbbi zorunluluğu olmadan bir kadının rızası ile çocuğunu düşürten kişi 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Eğer suçtaki fiil kadının beden veya ruh sağlığı bakımından bir zarara uğramasına neden olmuşsa, kişi üç yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır; fiilin kadının ölümüne neden olması halinde ise kişi dört yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur, görevli mahkeme ise Asliye Ceza Mahkemeleridir. Bu durumda rıza dışı çocuk düşürtme suçundan farklı olarak çocuğunun düşürtülmesine rıza gösteren kadın da cezalandırılır. Bu durumda artık suçun tek mağduru ana rahmindeki cenindir, gebe kadın artık suçun mağduru değildir.
TCK’nın 99. Maddesinin 2. fıkrasında bahsedilen tıbbi zorunluluk halleri şunlardır: